3 Mart 2016 Perşembe

Nasıl Doğal Oldum?


             Sade,basit, ekolojik, tıpkı bir nehrin akması kadar doğal bir hayata ne zaman özlem duymaya başladım bilmiyorum. İster anneliğin marifeti de ister orta yaşa yaklaşma alameti. Yine de oldum olası çevreye, ota, börtü böceğe duyarlı biriydim. Aileden öyle gördüm sanırsam. Sokağa hiç çöp atmama adına saatlerce elimde çöp gezdirdiğim doğrudur, garaj yapmak için evin arkasındaki arsa da otlar yakıldığında ya da alt komşu ağaç budama adına katliam yaptığında ağlama krizine girdiğim de.
             2009 yılından bu yana beni mahveden el yıkama takıntısı ve neyse ki bunun gerisinde kalan mikrop fobisi beni kimyasallarla, antibakteriyel sabun ve jellerle çok yakın dost yaptı. Bir Başak erkeğiyle evlenmek de katmerledi. Bal dök yala evlerden değiliz bazen haftada sadece 1 kez temizlik yapılır, bütün duvarlar A.'nın sanatsal çizimleriyle doludur, koltuklar, halılar lekelidir (leke değil anıydı onlar di mi tıpkı dağınıklığın aslında yaşanmışlık olması gibi-hangisini kabul edersen) ama el yıkama şart şurt dedin mi biz ordayız.R. ile arka arkaya el yıkamışsak dolu sıvı sabun şişesinin dibini görürüz, dışarı çıkmak için üstümüzü giydikten sonra ellerimizi yıkarız, A. 'nın bezini değiştirirken elim sadece ıslak mendile değmiş olsa bile ellerimi yıkamadan kıyafetlerine dokunamam ellerimi yıkar öyle giydiririm. (Dışarıda imkanım yoksa eve gidince o kıyafetler anında sepete, hatta o kıyafetlere değen herşey) Hatta R. yanımdaysa unutmayayım ya da es geçmeyeyim diye ''Hadi ellerini yıka ben giydiririm'' der ve çocuğu giydirdikten sonra bir posta da o ellerini yıkar. Yorucu değil mi? Bu kontrol altına alabildiğimiz kadarı. Ama bunun bana maliyeti neslini tükettiğim doğal el floram, astıma çevirmemesini umduğum alerjik rinitim , sürekli nükseden atopik dermatitim olarak geri dönüyordu.
              Bir sabah uyanıp ''Evet artık doğal şeyler kullanmalıyım'' demedim. Hatta mikrop takıntılı Sheldon Cooper'ın ''Ohh mis gibi kimyasal kokuyor, bu çok güven verici'' repliği gibi ben de bir zamanlar ''karanlık taraf'' taydım.
            Sanırım Allah okumam için doğru insanları karşıma çıkardı. Okuduklarım farkındalığımı arttırdı, ''Yok ya doğal şeyler ne kadar temizleyebilir ki '' den ''Neden olmasın''a terfi ettim.  GDO'ya karşıydım, keşke hibrit araba kullansak diyordum da neden araba gıdası olan benzinin türevini yüzüme gözüme sürüyor, kıyafetlerimi onlarla yıkayıp, evi onlarla temizliyordum? Hem bu kainata da bir ihanet değil miydi? Üstünde '' Çevreye zararlı'' uyarısı bulunan yanmış ağaç resimleri, ölü balık çizimleri hiç mi içimi sızlatmıyordu? Benim yaşama hakkım neden onlardan daha fazla olsundu?
              Böyle böyle araştırmalar, yazıp çizmeler, sorup soruşturmalar başladı, uygulamaya geçmek cesaret istedi, deneme yanılmalar yapıldı, kadim bilgiye özlem her geçen gün arttı ve bir süredir de yoğurt, sirke ve sabun yapmaya başladım. Çok ılık ve yumuşak bir duygu işe yarar ve üretken hissetmek.
           Tarifler başka post'a kalsın. İyi geceler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder