Sade,basit,
ekolojik, tıpkı bir nehrin akması kadar doğal bir hayata ne zaman özlem duymaya
başladım bilmiyorum. İster anneliğin marifeti de ister orta yaşa yaklaşma
alameti. Yine de oldum olası çevreye, ota, börtü böceğe duyarlı biriydim.
Aileden öyle gördüm sanırsam. Sokağa hiç çöp atmama adına saatlerce elimde çöp
gezdirdiğim doğrudur, garaj yapmak için evin arkasındaki arsa da otlar
yakıldığında ya da alt komşu ağaç budama adına katliam yaptığında ağlama krizine
girdiğim de.
2009 yılından bu yana beni mahveden el yıkama takıntısı
ve neyse ki bunun gerisinde kalan mikrop fobisi beni kimyasallarla,
antibakteriyel sabun ve jellerle çok yakın dost yaptı. Bir Başak erkeğiyle
evlenmek de katmerledi. Bal dök yala evlerden değiliz bazen haftada
sadece 1 kez temizlik yapılır, bütün duvarlar A.'nın sanatsal çizimleriyle
doludur, koltuklar, halılar lekelidir (leke değil anıydı onlar di mi tıpkı
dağınıklığın aslında yaşanmışlık olması gibi-hangisini kabul edersen) ama el yıkama şart şurt dedin mi
biz ordayız.R. ile arka arkaya el yıkamışsak dolu sıvı sabun şişesinin dibini
görürüz, dışarı çıkmak için üstümüzü giydikten sonra ellerimizi yıkarız, A.
'nın bezini değiştirirken elim sadece ıslak mendile değmiş olsa bile ellerimi
yıkamadan kıyafetlerine dokunamam ellerimi yıkar öyle giydiririm. (Dışarıda
imkanım yoksa eve gidince o kıyafetler anında sepete, hatta o kıyafetlere değen
herşey) Hatta R. yanımdaysa unutmayayım ya da es geçmeyeyim diye ''Hadi
ellerini yıka ben giydiririm'' der ve çocuğu giydirdikten sonra bir posta da o
ellerini yıkar. Yorucu değil mi? Bu kontrol altına alabildiğimiz kadarı. Ama
bunun bana maliyeti neslini tükettiğim doğal el floram, astıma çevirmemesini
umduğum alerjik rinitim , sürekli nükseden atopik dermatitim olarak geri
dönüyordu.
Bir sabah uyanıp ''Evet artık doğal şeyler kullanmalıyım''
demedim. Hatta mikrop takıntılı Sheldon Cooper'ın ''Ohh mis gibi kimyasal
kokuyor, bu çok güven verici'' repliği gibi ben de bir zamanlar ''karanlık
taraf'' taydım.
Sanırım Allah okumam için doğru insanları karşıma çıkardı.
Okuduklarım farkındalığımı arttırdı, ''Yok ya doğal şeyler ne kadar
temizleyebilir ki '' den ''Neden olmasın''a terfi ettim. GDO'ya karşıydım, keşke hibrit araba kullansak
diyordum da neden araba gıdası olan benzinin türevini yüzüme gözüme sürüyor,
kıyafetlerimi onlarla yıkayıp, evi onlarla temizliyordum? Hem bu kainata da bir
ihanet değil miydi? Üstünde '' Çevreye zararlı'' uyarısı bulunan yanmış ağaç
resimleri, ölü balık çizimleri hiç mi içimi sızlatmıyordu? Benim yaşama hakkım neden
onlardan daha fazla olsundu?
Böyle böyle araştırmalar, yazıp çizmeler, sorup
soruşturmalar başladı, uygulamaya geçmek cesaret istedi, deneme yanılmalar
yapıldı, kadim bilgiye özlem her geçen gün arttı ve bir süredir de yoğurt, sirke ve sabun yapmaya başladım. Çok ılık ve yumuşak bir duygu işe yarar ve üretken hissetmek.
Tarifler başka post'a kalsın. İyi geceler.
Tarifler başka post'a kalsın. İyi geceler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder