Bu yazının
ilhamı deli.anne’nin instagram hesabındaki bir paylaşım. Kendisi diyor ki;
Tiroid, işitme problemleri boğaz bölgesindeki enerji bozukluğundan,
hassasiyetten oluşuyormuş. Boğaz bölgesi diyorlar ya oraya, orada bir bozulma
var. Hassasiyet, söz söyleme, yutkunma vs. sebeplerle olabiliyor bu. Bu konuda
önerilerden birkaçı, mavi göğe bakmak mesela… Sonra kitapcididem’in yorumu:
Hüzünlü insanlar bu dertten muzdarip olurmuş, boğazına sık sık birşeyler
düğümlenenler…
Annem ve ben
hipotiroidi hastasıyız. Annemin teşhisi babaannemin cenazisini takiben, benim
ki de Doğu’dan geldiğimiz günleri takiben evliliğimizin 1.yılı geride kalmışken
konuldu. Demek ki düğümlerimiz çözülmeye
karar vermişti ve serseri mayına dönen hormonlar ne yapacağını şaşırmış, bize
bu şekilde sinyal vermişti. Ama bu hastalığın en belirgin özelliği halsizlik,
sinirlilik, melankoli bizim üstümüze yapışan etiketler olmuştu. Sonrası sentetik hormonla takviye. Bir yorumda da
şöyle denmiş: İlaçlar sadece kan değerlerini düzeltiyor, halimi değil. Daha iyi ifade edilemezdi sanırım.
İşitme sorunu ise
anneanne tarafımın rahatsızlığı. Hep başkalarını memnun etme üzerine yaşayan onun neslinin sonraki nesillere bulaştırdığı toksik bir hareket. İnsanları
memnun etmeye çalışmak kötü bir şey değil ama aşırıya kaçıldığında bir sonraki
nesil de ters tepiyor. 2. Nesil buna cesaret edemezse düğümlerine sahip çıkıp
kendi çocuklarına özgüven patlaması yaşatmak istiyor. İkinci ise ilkinden daha
tehlikeli. Çünkü geçmişin intikamı
sonraki nesillerin içi boş bir özgüvenle , davranış bozukluğunun dibini yaşayan
bireyler olarak geri dönüyor. Düşüncelere, yaşça büyüklere, kendisi gibi
giyinmeyenlere, konuşmayanlara saygısız, önce BEN diyen bencil, hayattaki tek amacı kendini eğlendirmek ve
selfie çekmek olan tembel , cahil saçma
sapan bir nesil türedi.
Bu yazı amacını aştı belki ama kafam o kadar karışık ki idare edin. Konuyla ilgili bir yazı okumak isterseniz buraya tıklayın
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder