24 Şubat 2016 Çarşamba

2,5 Yaşındaki Bir Çocuktan Neler Öğrenilir?

         Bence hayatın tam da kendisi öğrenilir. ''Anne olmak bana yaradı '' diye düşündüm geçen akşam. R.'nın babalığı da etkili bunda tabi. Kendisi sakinlik abidesi, yavaş yaşam gurusu, hayat felsefesi adeta '' Olduğu kadar, olmadığı kader''. Oysa ben bir koşuşturmacanın, hep bir yerlere yetişmenin telaşıyla büyümüştüm ve bu koşuşturmacalarda da bir sürü şeyi ıskalamıştım. Şimdilerde yaşadığım bu yavaş yaşam bana çok iyi geliyor. Hayat mideme oturmuyor, sindire sindire yaşatıyor kendini.

         Anne olduktan sonra çocukluğunu tekrar yaşamaya başlıyorsun ve bu bazen oldukça sarsıcı olabiliyor, fakat çocuğuyla tekrar büyüyen annelerden olmanın en iyi yan etkilerinden biri kalbin git gide büyüyor, duyuların keskinleşiyor, sular önce çok fena bulansan da sonra duruluyor. Bir süper kahramana dönüşmene ramak kalıyor (Uçtu uçtu S. uçtu)

         A. artık sosyalleşmenin dibine vurduğu bir yaşa geldi. Paralel oyun devrini kapattı, parkta bahçede arkadaş edinmeye başladı. Ve edindiği arkadaşlar da en az onun kadar saf ve naif. Bir yere çıkmakta zorlanıyor, serde helikopter ebeveyn olmayacağım derdi var ya hiç ellemiyorum bir bakıyorum 4-5 yaşında bir oğlan onu çekiyor, ne ara tanıştıklarını anlamadığım 3-4 yaşında bir kızla birbirlerine sıkı sıkı sarılıyorlar, hatta bir seferinde kaydırağın tepesinden aşağıdaki bir kıza seslendi  '' Abla beni itebilsen mi?''  (evet soru kalıbı bu). Abla dediği kızda en fazla 4 yaşındadır. Sonra kız telaşla ortadan kayboldu, baktık kaydırağın girişini arıyormuş (4-5 kaydırağın birleşimi labirentvari bir platform), çıktı sonra bizim kızı aradı, buldu, itti ve mutlu son, bizim kız da bu zaman zarfında bekledi de bekledi kızın gelmesini. İşte biz çocuğa hayatı öğretmeye kalkan çok bilmiş yetişkinler bu karşılıklı sabrı, fedakarlığı, yardımseverliği tam olarak nerde kaybettik, kırılma noktamız neydi, kaç hayal kırıklığından sonra insanlara inanmaktan vazgeçtik.