''Yazmazsam delirecektim'' dedim. Olmuyor, onca okunanı, onca yaşananı (ya da yaşan(a)mayanı) içimde tutamıyorum.
Blog aleminin yabancısı olmasam da bence acemisiyim. O yüzden bu sefer isimsiz, tasarımsız, kaygısız yazma isteğindeyim . Lakin nasıl oluyorsa gün boyu kafada kurulan milyonlarca cümle klavye başına geçince ''Biz aslında Yoğuz'' diyorlar. Bu bloğu sevdiklerimle uzun telefon sohbeti yapamadığım için içimde kalan şeyleri anlatmak için yazmaya karar verdim. Ben S.. 30 yaşındayım. Dünyanın en sakin, en cool adamıyla evliyim. Benim gibi uslanmaz, arlanmaz bir melankolikten çocuk yapacak kadar da naif. Çocuk demişken, A. 2,5 yaşında ''terrible two'' nun doruklarında, dil ve zeka gelişimi oldukça iyi olan şahin görünümlü bir kuzgun.
Ben napıyorum? İşsizliği meslek edinmiş, akademik kariyere heveslenip 2 yüksek lisansı orta ve çeyrekken bırakmış, şimdi yeni bir meslek edinmek için tekrar üniversite okumaya karar vermiş, ama ona da çalışmaya bir türlü gönül verememiş, bütün gün temiz çamaşır-kirli çamaşır envanteri tutan, sofra kurup sofra kaldıran, çocuğuyla ilgilenmekten ya da bir türlü yeterince ilgilenememekten kafayı sıyırmış, karışık zihinli biriyim.